İlkokula Başlayacak Çocuklar için Ebeveynlere Öneriler

Kendimizleyiz için özel olarak elle çizilmiş illüstrasyonda üzerinde herhangi bir desen veya baskı bulunmayan düz renk bir sırt çantası yer alıyor. Sırt çantasının ana bölümü olan ve üstten fermuarla açılabilen en büyük kısmı kapalı. Önde bir bölüm daha var, bu bölüm açık ve bir makas, bir cetvel, bir hesap makinesi, bir suluboya ve bir spiralli defter bu ön göze tam sığmamış şekilde çantaya konmuş. Ön gözün de önünde ise bir kapalı fermuar daha var ama belli ki ufak tefek şeyler koymak için bir bölüm burası, cep telefonu gibi şeyler için. Ressam Miray Özçelik tarafından; çocuğu ilkokula başlayacak olan ebeveynlere öneriler vermek üzere çizildi.

İlkokula başlayacak çocuklar için ebeveynlere önerilerle geldim. Uzun zaman sonra yeniden herkese merhaba. Tabii blogu ilk kez ziyaret edenler için bu giriş pek anlamsız oldu ama takip eden bilir, bir süredir yeni bir şey hiç yazmamıştım.

Kızımın bu yıl ilkokul birinci sınıfa başlıyor olması sebebi ile biraz heyecanlıyım ve aylardır yaptığım araştırmalar neticesinde, neler yapılabileceği konusunda edindiğim bilgileri de şöyle bir derlemek istedim. Okulların açılmasına da bir hafta kalmışken, benimle aynı durumda olan diğerlerimiz için kıymetli olabileceğini düşündüğüm bilgileri sıralıyorum o zaman. Keyifli okumalar…


Okul İçin Yapılması Şart Olan Değişiklikleri, Okulla İlişkilendirmeden Yapmaya Başlayın

Bu çok önemli. Hatta kesinlikle ilkokula yeni başlayacak çocuk için en önemlisi. Çocuk hiçbir şekilde, hayatının değişmek zorundalığını okul ile ilişkilendirmemeli. Okul onu cezalandıran bir sıfat kazanmamalı çünkü. 
Okullar açıldığında olmanız gereken şekle okullar açılmadan girmelisiniz. Hayatınızda yapacağınız, çocuğun hoşuna gitmeyecek önemli değişiklikler mümkünse okullar açılmadan önce yapılmalı.

  • Mesela taşınacaksınız ve çocuk okula yeni adreste mi başlayacak? Yapabiliyorsanız kesinlikle okullar açılmadan önce bu taşınma-yerleşme işlerini yapın. Çünkü her taşınma, çocuk için alıştığı arkadaşlarını geride bırakmak, ait olduğunu düşündüğü yuvanın değişmesi, evdeki toplanma ve yerleşme hengamesi derken birçok stres unsuru barındırabilir ve bunun için ‘okulum yüzünden’ diye düşünmesi hoş olmayacaktır. Henüz okula gitmediği ve ne olduğunu bilmediği için, aklında okula dair tek somut şeyin ‘düzenimi bozdu’ olması, okul kaygısını tetikleyebilir.
  • Çocuk yaz saati-kış saati, yazın hava geç kararıyor ama kışın hemen gece oluyor gibi sebepleri anlayamaz. Yazın rahatlıkla gece dokuza-ona kadar, belki daha uzun süreler dışarıda, parkta, etkinliklerde vakit geçirebiliyorken bunu kışın yapamayacak olması ‘okul yüzünden mahrum kalıyorum’ diye düşünmesine sebep olabilir. Ödevleri de olacağından, akşam etkinlik için vakti zaten çok azalacak, okul ve ödevler çocuğun işaret edeceği ilk düşmanlar olacaktır. Okul açılmadan önce, eve giriş saatini yavaş yavaş geri çekmek ve okuldan önce bunu aşmış olmak okulun ‘akşam bile dışarıda ne yapacağımı kısıtlıyor’ diye suçlanmasının önüne geçecektir.

Yatma-Kalkma Saatlerindeki Değişiklik İçin Son Günü Beklemeyin

Uyku rutinindeki her türlü değişiklik, okul açılmadan önce yapılsa harika olur. Çocuk ‘okul yüzünden herkes içerde eğlenirken ben burada yatıyorum’ diye okul ve kaygıyı birbiri ile bağdaştırmamalı.

  • Çocuğun daha erken yatması gerektiğini düşünüyorsanız, geç yatan bir çocuğunuz varsa; okul açılmadan önce yatma saatini düzene sokmalısınız. 

Yatma saati konusunda hiç kısıtlanmamış bir çocuk, yatma saatine geçişte zorlanacaktır. Bu süreci hem siz hem de çocuk için inatlaşmadan, zorlanmadan, mümkün olan en hasarsız şekilde geçirebilmek için yapabileceğiniz bazı şeyler var. Hatta bununla ilgili ayrıca bir içerik daha yazayım, kızım daha küçükken uyku konusunu çok araştırmıştım. Yazdığımda buraya bağlantı eklerim. Şimdilik diyebileceğim şeyler şunlar;

  • Çocuk zaten saat geldi dendiği anda kalkıp yatağa girmeyecek. O yüzden saat geldiğinde ‘saat geldi’ diyerek onu strese sokmanın da o savaşa girmenin de bir anlamı yok. Bir şeyle uğraşırken ya da gece daha uzun zannederken ‘hadi bakalım yatağa’ diye duymak onu haklı olarak strese sokacaktır ve buna muhtemelen itiraz edecektir, ya da üzülecektir. Bunun yerine, akşam yemeğinden sonra ona ‘şu kadar zaman sonra yatma vaktin, daha önünde saatler var, uyumadan önce ne yapmak istiyorsan yapmana yeter, sen onunla meşgulken senin için kuruyemiş getirmemi ister misin?’ gibi bir girizgah ile ona ‘bir yatma saati olduğu’ fikrini saatler öncesinde hatırlatmış olun, üzerinde durmayın, onu strese sokmayın.
  • Son bir saat kaldığında çocuğunuza ‘yatma saatine tam bir saat var, şunu da yapacaktım diye düşündüğün birşey varsa onu yapmaya geçebilirsin, böylece yatmadan önce yapmak istediğin her şeyi yetiştirmiş olursun’ gibi bir hatırlatma yapabilirsiniz. Eğer strese girer ve itiraz ederse ‘bir saat uzun bir zaman, az kaldı diye söylemedim istediklerini yap diye hatırlattım’ diyebilirsiniz.
  • ‘Yatmadan önce sıvı tüketmemelisin, henüz bir saat var yatmana, meyve suyu veya süt içeceksen bunu şimdi yapabilirsin’ gibi hatırlatmalar yapabilirsiniz.
  • ‘Bu filmi tabii ki izlerim seninle ama bu 2 saat ve senin yatma saatine 1 saat kaldı. Yatma saatin geldiğinde kapatırız ve kaldığımız yerden yarın devam ederiz, o zaman olur.’
  • Yatma öncesi rutinleri, kelimelere dökmeden de yatma zamanının geldiğini hatırlatır ve istese de istemese de o vaktin yaklaştığını anlar. Başlarda biraz strese girse de bir zaman sonra buna alışacaktır. Mesela bu rutinlere bazı örnekler;

    – Bir saat öncesinde son içeceğini teklif etme (içecek rutini bizde yok ama bazı çocuklar sıvı tüketmeyi çok seviyor bunu biliyorum, bu durumda bir saatten sonra sıvı vermemek yatma saatinin yaklaştığı sinyalini verecektir),
    – Tavan aydınlatmalarının kapanıp yavaş yavaş aplik ve abajur gibi daha yumuşak ve bölgesel aydınlatmalara geçiş,
    – Yüksek sesli televizyon ve müzik gibi şeylerin sesini biraz kısmak ve konuşma sesini biraz daha azaltıp ‘gece oldu artık o kadar sesli konuşmayalım komşular da rahatsız olmasın, insanlar uyuyor olabilirler’ moduna geçmek,
    – Yatarken sarılmayı sevdiği bir oyuncağı veya uyku ile bağdaştırdığı bir eşyası varsa bunun ortaya çıkışı,
    – Pijamaların giyilmesi (Hangi pijamalarını giyeceksin? diye iki seçenekle gelseniz, en azından hala seçim hakkı olan bir şeyler olduğunu hissettirir)
    – Dişlerin fırçalanması, evdeki herkese iyi geceler demek (herkese iyi geceler dilemesini söylediğinizde yatacak olduğu için strese girip karşı çıkabilir, ‘herkese iyi geceler dilemeden önce bunu da mutfağa bırakır mısın?’ gibi bir geçiş yapabilirsiniz),
    – Yatmadan önce bir şeyler okumak veya yatakta biraz sohbet etmek gibi rutinler.

    Bu gibi örnekler çocuğu yavaş yavaş, adım adım uykuya geçiyor olduğuna ikna edecek unsurlardır. Bu rutin oturduktan sonra evde televizyon sesinin kısıldığını, ebeveynlerin normal ton yerine daha sessizce onunla konuştuklarını fark eden çocuk ‘insanlar uyuyor olabilir’ diye düşünmeye ve az sonra yatacak olmaya alışacaktır.
  • Çocuk uyku öncesi rutininin basamaklarını çok uzatarak sabote etmeye yatkın olabilir. Rutinin dışına çıkmadıkça ona sabır göstermeyi deneyin. Siz bir an önce o dişlerin fırçalanmasını istiyorsunuz fakat dişler fırçalandıktan sonra gelecek olan adıma henüz çocuk hazır değil. Yatmak istemiyor ama yatmak üzere dişlerini fırçalıyor, bu onu mutsuz ediyor ama bir şekilde yine de yapmaya devam ediyor. Sadece yavaşlatarak zaman kazanmaya çalışıyor. Onu acele ettirmeyin, yatmak üzere yaptığı iş birliğini tebrik edin, dişlerini fırçalamakta olduğu için kutlayın onu.

Yatma kısmını anladık. Peki ya sabahları uyanmak?

Yatma saati gelince yatmak kadar sıkıntılı bir şey daha var, o da erken uyanmayan bir çocuğu erken kalkmaya alıştırmak. Bu durum yatma saatinin erkene çekilmesi ile biraz daha kolaylaşır gibi olsa da, ne yaparsak yapalım bazılarımız hiç de sabah insanı sayılmayız, o da bir gerçek. Ben mesela, ne kadar erken yatarsam yatayım, benim her uyanışım mutsuzluktur. Uyanmayı hiç sevmiyorum. Otuzlu yaşlarımdayım ama gece uyumaktan, sabah ise uyanmaktan nefret ediyorum. Çocuğunuzun da kişilik özelliği olabilir, yatmayı veya kalkmayı sevmek zorunda değil, yapması gerektiğinde yapıyorsa ondan buna heyecanla katılmasını veya mutluluk ifadeleri sergilemesini zorla istemeyin. 

  • Erken kalkmayı sevmeyen çocuğu, okul açılmadan önce erken kalkmaya alıştırmak gerekiyor. Başlarda uyanmak için bazı ‘gereklilikler’ yaratabilirsiniz. Kolaylık olması için, sevdiği şeylerle başlayın.
  • Mesela sevdiği bir etkinlik için, normalde hayatta uyanmayacağı kadar erken saate bilet alıp ‘müjde bak yarın ne yapacağız’ diye heyecanla bunu kutlayın. Erken kalkma kısmına bozulsa bile sebebi onu mutlu edeceğinden, sorun olmayacak.
  • Daha ilerleyen günlerde erken saatlere, çok sevdiği birileri ile yapılacak beraber kahvaltı organizasyonları, sabah erken yola çıkıp gidilecek deniz etkinliği, seviyorsa müze gezileri, sabah en erken seansa sinema bileti ve öncesinde kahvaltı gibi hayır demeyeceği etkinlikler ile onu sabahları uyandırabilirsiniz.
  • 4-5 gün gayet gönüllü şekilde erken kalkmasını sağladığınız çocuğunuza ilerleyen günlerde daha masrafsız hedefler verebilirsiniz ‘yaz bitmeden sabah yürüyüşü yapalım mı yarın, dönerken kahvaltı için sıcak simit alırız, şu sevdiğin dondurmacıya kadar yürür oradan dondurma alıp yiyerek döneriz’ gibi. Bir süre bahane bulsanız yeter, bu bir rutin halini aldığında artık daha kolay gelecek erken uyanmak. 
  • Erken uyandığı gün uykusu gelip ara uyku yapmaya yatkın olabilir, izin vermemelisiniz. Eğer gün ortasında uyursa akşam uyumakta zorlanır, uykusu gecikir ve ertesi gün yeniden erken kalkmak konusunda zorlanır.
  • Erken uyandığı ve gün ortasında uyumadığı bir günden sonra erken kalkmaya devam etmek, geç uyandığı günden sonraki bir gün erken uyanmasından çok daha kolaydır. Erken kalktıysa uyku açığı vardır çünkü, erken yatmaya ve dolayısı ile yeniden erken kalkmaya daha müsaittir.

Yatma-kalkma saatleri sanırım okula gidecek bir çocuk için en büyük değişiklik. Bunu okul ile bağdaştırmak okul kaygısı geliştirmesi yönünde, tam da ilkokula başlarken biraz tehlikeli olur. En iyisi okullar açılmamışken erken yatmaya ve erken kalkmaya başlaması.

Okul Alışverişine Çocuğu da Dahil Edin

Okulun çocuk için de en az sizin kadar heyecan verici olmasını beklerseniz, hayal kırıklığına çok açıksınız demektir. Siz okulun ne olduğunu biliyorsunuz, okula dair anılarınız ve bunun verdiği bir nostalji hissi var. Ebeveynlerinizle defter kapladığınız yılları hatırlamak sizde iyi şeyler çağrıştırıyor ve bu heyecanı çocuğunuzda göremediğinizde biraz bozuluyor olabilirsiniz. 

Şöyle düşünelim; çocuğumuz ilkokula yeni başlıyor. Yani çocukta okula dair nostaljik hisler, birikmiş güzel anılar, okula dair bir özlem falan yok. Muhtemelen yalnızca bilinmezlikten gelen bir kaygı var. Hele bir de kreş veya anaokulu geçmişi de yoksa, iyice bilinmez. Tanıştığı herkes ona hep ‘okul ne zaman başlıyor, okula gidiyor musun?’ diye sormuş, kaçınılmaz bir gerçek var okula gitmek gibi. Yatmadığında ‘okula gidince böyle yapamazsın’ deniyor belki, uyanamadığında ‘okul başlayınca ne yapacaksın?’ deniyor gibi de şeyler varsa, ‘ne ya bu okul, beni çok gerecek sanırım’ diye düşünmesi olası.

Çocuğu okulun güzel ve tatlı heyecanlarla dolu tarafına kendiliğinden dahil olmasını beklemek yerine onu bu sürece biz dahil etmeliyiz. ‘Biliyorum, çok güzel boyaların var ama okul için yeni bir şeyler almaya ne dersin, sendekileri evde yaptığın etkinliklerde kullanırsın, okulda da yenileri kullanırsın’ diyebilir ve beraber seçebiliriz mesela.

Çocukluğumuzu hatırlayacak olursak, en azından kendi adıma konuşmam gerekirse; bayramların dini tarafına dair pek bir fikrim veya hevesim yoktu. Bayram demek benim için bütün kuzenlerimle bir araya gelmek, bayram harçlıkları toplamak ve tabii ki yeni kıyafet ve ayakkabılar demekti. Bayramlıklar alınıncaya dek bayram heyecanı bana pek yüklenmezdi, ne zaman ki bayramlıklarımızı alıp dolaba koyardık, heyecanla bayramı beklerdim.

Okulu da bu noktada bayram gibi düşünüyorum. Yeni şeyler, özenle seçilmiş ve bir amaca yönelik alınmış şeyler; bir an önce kullanmaya başlamak için sabırsızlığı da tetikler. Bütçeniz belki çocuğu götürüp kırtasiyenin orta yerinde ‘hadi seç ne istiyorsan’ demeye müsait olmayabilir ama öyle olmasına gerek de yok. Ben de orta yerde salıp hadi git ne istiyorsan getir demedim. İnternette seçtiğim birkaç ürünü yan yana açıp ‘hangi kalemliği alalım?’ diye kızıma seçtirdim.

Hangisini seçerse seçsin benim için problem yoktu, çünkü ona göstermeden önce bütçeme göre seçeneklerimi zaten hazırlamıştım ve ona kendi seçtiklerim içinden seçim yaptırdım ama ona göre o her şeyini kendisi seçti.

İnternetten seçtiklerim içinden kendisine seçtirdiğim eşyalarını beklerken her çalan kapıya ‘okul eşyalarımdır’ diye heyecanla koştu. Sürekli insanlara ‘okul eşyalarımı ben kendim seçtim’ diye gururla anlattı ve eve her gelene yeni suluğunu, kalemliğini, boyalarını hevesle sergiledi. Belki ben alıp getirip ‘bak eşyaların bunlar’ deseydim de beğenecekti ama kendi seçmiş olmanın verdiği gurur payı eksik olacaktı.

E tabi eşyalar da birlikte özenle seçilerek alınmış, kargo yolları beklenmiş, etiketlenip kaldırılmışken; heyecanla beklemek dışında da pek bir şansı kalmıyor çocuğun.

Vitamin Depolarına Baktırıp, Gerekliyse Takviyelere Başlamak ve Probiyotik Yönünden Desteklemek


Okulların açılışı zamanlama bakımından da tam yaz bitip sonbahar kendini hissettirirken olduğu için; hasta olmaya ve okul ortamında birbirine bulaştırmaya zemin hazırlıyor.

Çocuğunuz kreş veya anaokuluna gittiyse bilirsiniz, ya da belki çocuğu okula başlayan birilerinden duymuş da olabilirsiniz. Hastanelerde dolaşan ne kadar yerel salgın varsa bulaşıcı tüm semptomları çocukla beraber okuldan eve taşınır.

Çocuk okula başlamadan önce onu bir çocuk doktoruna veya aile hekimine götürüp bir tam teşekküllü tahlil isteyip vitamin mineral depolarını kontrol ettirmek, doktor herhangi bir yönden desteklemeyi öneriyorsa da bu tavsiyesini ihmal etmemek bu noktada önemli. 

Ev yoğurdu, kefir, turşu, tarhana gibi probiyotikler ve istiyorsanız eczaneden alacağınız probiyotik takviyeleri de bağışıklığını desteklemekte çok faydalı.

Bazen halsiz veya inatçı olduğunu düşündüğümüz, ‘şu sıralar biraz keyifsiz’ dediğimiz çocukta bile sebep bazen bir veya birkaç vitaminin eksikliği olabiliyor. Hem çocuk okula sağlıklı başlamış olur, öğrenmesi beklenen şeyleri anlayabilecek keyfi olur, hem de karşılaşacağı onlarca çeşit mikrop bombardımanına karşı daha korunaklı girmiş olur o ortama. Doktor, tahlil ve doktorun gerekli göreceği takviyeleri yapmak önemli. 

Okul Açılmadan Yapılacak Okul Ziyaretleri

Çocuğun okulu ilk kez kaydolurken görmesindense, zaman zaman oradan gelip geçerken (eğer hangi okula başlayacağı belliyse) ‘senin okulun’ diye işaret edilip alıştırılması iyidir.
‘Senin okulunun oradaki bir yere gidiyoruz’,
‘Senin okulunun olduğu yerde oturuyor bu teyze’ gibi.

Bunun dışında, eğer gideceği okul özel değil de devlet okuluysa; zaten adrese göre belirlendiği için, eve pek uzak olamaz. Dolayısı ile, okulda okuyacak olası arkadaşları da yakın çevrelerde yaşayan çocuklar olmalı. Oyun parkı tercihini okula en yakın olandan yana yaparsanız, parkta görüp birlikte oynamaya alıştığı çocuklardan bazıları okullar açıldığında okulda karşılaşacağı arkadaşları olacaktır.

Kayıt için gittiğinizde yapmış olduğunuz gezi haricinde de, okul açılmadan önce çocukla beraber okula gitmek faydalı olacaktır.

Koridorlarında gezmek, kantinin yerini birlikte keşfetmek, birinci sınıfların bulunduğu yere en yakın tuvaletlerin yerini bulmak, buradan bahçeye çıkan koridorları öğrenmek, sınıfların içini gezip sıralarında oturup oradan tahtaya bakmak; zihninde ‘neye benzeyecek acaba’ diye yanıp sönen okul kaygısının törpülenmesinde faydalı olacaktır.

Çünkü merak edip deneyimlemediği her soru işareti, ‘ya şöyleyse?’ diye en korkacağı ihtimallerle aklında yer edip çekinmesine sebep olabilir. Cevabını bulan her soru içini rahatlatacaktır.


Okul Tuvaletlerini Gezmeyi İhmal Etmeyin, Alaturka ise Hazırlıksız Yakalanmayın

Okulların geneli birbiri ile bu konuda aynı mıdır bilmiyorum, o yüzden her okul özelinde gidip tuvaleti görmekte fayda olduğunu düşünüyorum. İlkokula başlayacak olan kızım hayatında hiç kendi başına alaturka tuvalet kullanmadı. 

Okulda tuvalete girmesi gereken ilk gün, kızımın karşısında alaturka tuvalet görüp kaygılanmasını veya tecrübesizlikle yanlışlıkla üstünü başını ıslatıp utanmasını istemiyorum.
Bu sebeple evimin yakınlarındaki bir park alanda bulunan ve temizliğinden emin olduğum alaturka tuvalete kızımı götürüp alıştırmaya çalışıyorum. Şuan hala baştan sona tek başına yönetecek kadar alışmış olduğunu söyleyemem, orada olup kriz anında yardım edeceğimi de biliyor çünkü. Bu hafta artık tamamen kendi başına, ben kapısının dışındayken yapabilecek duruma geldiğinden emin olacağım.

Bu konuda ‘ya yapamazsa, ya düşerse pislenirse, üzerini ıslatırsa’ gibi kaygılar duyacaksınız muhtemelen, ben tam olarak öyleyim çünkü. Bunu çocuğa yansıtmamak önemli. Çocuk sizin tedirgin olduğunuzu hissederse cesareti kırılır, normalden daha beceriksizce davranabilir. Bu konuda, evinde alaturka tuvaleti olanlar kesinlikle daha şanslı.

Tuvalet ve Hijyen Çantası

Okul bünyesinde sabun ve mendil olsa bile bunlar ihtiyaç duyduğunda dolu olmayabilir, yerinde olmayabilir, başka çocuklar tarafından düşürülmüş ve kirletilmiş olabilir.

Hiç risk almamak, ve okulda yokmuş gibi hazırlanmak bence daha iyi. Tuvalete giderken çapraz takabileceği minik bir bez çanta hazırlıyorum kızım için. Çantanın kısa ve çapraz takılabilir olması önemli; çünkü alaturka tuvalette eğilirken çantayı koyabileceği temiz bir yer bulamayacak.

Hijyen çantası içine bir tane yedek külot ve çıkardığını koyabilmesi için bir de boş poşet koydum. Gururunu kırmamak için şöyle söyledim ‘Çamaşırına yanlışlıkla işeyeceğini düşündüğümden değil, ama yanlışlıkla kirlenebilir. Sonuçta bütün gün orada olacaksın, yanında olması iyidir. Ben de çantamda yedek taşıyorum terlersem diye, bence sen de taşımalısın, böylece gerekirse değiştirirsin’.

Hijyen çantasında şunlar var;

  • Islak mendil, mendil, dezenfektan, kolonya, yedek çamaşır, sabun

Eşyalar Kaybolmasın

Aynı boya setinden olan başka bir çocuk ile boyaları karışabilir, sınıf zemininde ayaklara çarparak bir oraya bir buraya giden sahipsiz bir kalem aslında onun olabilir veya okul bahçesinde buldukları suluk çocuğumuzun olabilir. 

Eşyaları tek tek etiketlemek bende kendi çocukluğumdan kalma bir alışkanlık, annem benim eşyalarım için yapardı. Çocuğum kreşe başladığında onun için yaptım hep. Çocuğum ilkokula başlayacak düşüncesi ile yaptığım ilk şeylerden de biri oldu bu. Boya setlerini bile önüme çıkarıp her bir kalemine kadar tek tek isim etiketi yapıştırdım.

Bu yıla dek minik beyaz etiketler alıp ismini tek tek yazıyordum üstlerine fakat bu yıl sanırım çok fazla kırtasiye ürününe baktığım için, internette karşıma hep okul ile alakalı şeylerin reklamları çıkıyor. Bir alışveriş sitesinde üzerine isim basıp gönderdikleri yapışkanlı etiketler gördüm, fiyatı da bence tek tek yazmak yerine ödeyebileceğim bir tutardı ve ismini bastırdığım etiketleri bu sene alıp yapıştırdım.

Etiket bastırmanız veya boş etikete kendiniz yazmanız fark etmez ama eşyaları etiketlemek iyidir bence. Hem çocuğunuz da sıra arkadaşı ile ‘hayır o kırmızı kalem senin değil benim’ tartışmalarına girmez, hem de okulun herhangi bir yerinde herhangi bir eşyasını gören biri onu çocuğunuza ulaştırabilir.

Telefon Numaranızı Çocuğunuza Öğretin

Daha önce de söylediğim gibi, ilkokul benim çocuğum için ilk kez bir okul ortamı deneyimi değil aslında, çünkü kreşe gitmişti. Ama kreş ve okulun çok farklı olduğunu düşünüyorum, çünkü kreşe gönderirken bakımımız altındaki çocuğu kreşteki öğretmenlerinin bakımına emanet ediyoruz aslında. 

Kreşteki çocuğumuz için yemek, tuvalet, arkadaşları ile geçinmesi, etkinliklere katılması, öğretmenini takip edip anlamaya çalışması gibi kaygılarımız yok. Biliyoruz ki orada mis gibi yemekler pişiyor, keyifsiz göründüğünde ‘sen neden yemiyorsun kuzum?’ diye soran ve bize hemen bilgi veren birileri var. Tuvalet konusunda yardıma ihtiyaç duyarsa hemen seslenebileceği biri hazır bekliyor ve çocuk bize daha ulaşmadan o gün içinde ne yaptı ne yedi veya nelerle meşgul olduysa hepsi bize bildiriliyordu. İlkokul öyle mi?

İlkokulda resmen çocuğumuzu minik bir beyaz yakalıymış gibi hazırlayıp okula götürüp bırakıyoruz ve orada yalnız aslında. Sınıf öğretmenleri tabii ki sağ olsun, fakat mümkün değil ne teoride ne de pratikte; asla kreşteki gibi olmayacak. Çocuk o gün bir şey yemeden gelirse eve, kimse ‘sen neden yemedin’ diye fark edip ‘hadi ye’ demeyecek. 

Bir şeylere canı sıkılabilir, utanabilir, kızabilir, canı yanabilir, herhangi bir şey olabilir. Telefon numaranız zaten öğretmende ve yönetimde olacaktır hepinizin ama telefon numaranızı da çocuğunuza öğretin. Herhangi bir kriz anında gördüğü bir yetişkinden sizi aramasını rica edebilsin. 

Hatta ben biraz fazla abartılı düşünüyor olabilirim belki fakat geçen sene yaşanmış olan okul saldırıları aklıma geldikçe ‘telaşla numaramı unutabilir’ diye düşünerek, tişörtlerinin etek uçlarının iç taraflarına telefon numaramı nakış şeklinde yazacağım bu günlerde. Ne olur ne olmaz, nereye giderse gitsin, bir yetişkine telefon numaramı gösterebileceğini biliyor olmaya ihtiyaç duyuyorum. Belki hiç bunu yapmaya ihtiyacı olmayacak, umarım da olmaz kimsenin çocuğunun; ama numaramın orada yazılı olduğunu bilmeye benim ihtiyacım var.

Saç Biti İçin Alınabilecek Önlemler

Yıl olmuş 2026, saç biti mi kaldı? diye de düşünüyorum bazen böyle aklıma geldikçe. Ama olur mu olur. Ya olursa? Akla gelebilecek her şeyin başa gelmesinin mümkün olduğu yönünde tembihlenerek büyüdüm ben.

  • Kafur denen bir şey duydunuz mu hiç? Kare kare tabletler, keskin kokulu, aktarda satılıyor. Annem ben küçükkün tığ ile minik dantel kafes örerdi bu tabletin çevresine ve ensemize iğnelerdi. Hayatımda hiç bitlenmedim, bundan olabilir sanırım. Kafirun da diyorlar, aynı şey. Bundan alıp 2, ye bölüp küçülterek kumaş tokaların içlerine dikip sakladım, aklınızda olsun. Doktora da sorun tabi, belki çocuğunuzun alerjisi vardır. Annelerimiz bizi pek doktora danışmadan deneye-yanıla büyütmüş, bizler daha bilinçli ve doktorlarla işbirliği halinde bir nesil olduğumuz için en iyisi doktora bir sormak. Kokusu bana çok keskin geldiği için onu kullanamadım ben kreşte, lavanta yağı kullandım.
  • Lavanta kokusunu börtü böcek sevmiyor, onu biliyorum çok net. Ölmüyorlar ama sevmedikleri için de gelmeyi tercih etmiyorlar. Sevmediğiniz bir yemekle mesafenizi düşünün, öyle. Masada başka şeyler varken sevmediğinize yönelmezsiniz. Bitlerin de lavanta ile ilişkisi bu. Hatta dolap içlerine falan lavanta keseleri koyarız ya, hep bu yüzden işte, böcek falan uzak dursun hem güzel koksun diye. Kızımın saçlarını güzelce topladıktan sonra tokalarına lavanta yağı damlatıyorum küçücüklüğünden beri, bir de tişörtünün ensesine. Mis gibi de kokuyor, bit ile de tanışmadık hiç. Kafasında bit varsa onu öldürmez ama bit yokken koruyuculuk sağlar, arkadaşlarında varsa bile bitler gelmek veya yumurta bırakmak için onu tercih etmezler, ‘ıyh lavanta kokuyor hiç de sevmem’ der uzak durarlar çocuğunuzdan. Hem de yüzde yüz doğal bitkisel yağ yani nerden baksan.
  • Çocuğunuza çok dip dibe sarılıp, birbirine baş yaslamanın çok hoş olmadığını öğretin. ‘Bit’ falan derseniz arkadaşlarının rencide olmasına sebep olabilir yanlışlıkla, siz şimdilik o bu kadar küçükken ‘bit’ demeyin isterseniz, ‘hastalık olabilir, sende hastalık yapmayan minik bir mikrop arkadaşını, arkadaşında hastalık yapmayan minik bir mikropsa seni hasta edebilir. Birbirinizi korumak için biraz mesafeli oynamalısınız, hasta olmadan bile hastalık bulaştırabiliriz çünkü’ gibi bir şeyler söyleyebilirsiniz.
  • Çocuğunuza başkasının hırkasını, şapkasını, beresini, tokasını kullanmaması gerektiğini öğretmelisiniz.

Ya Çocuğum İlkokulda Zorbalanırsa?

Bu kesinlikle ayrı bir başlık açılması gereken kocaman bir konu aslında. Ama ilkokula başlayacak olan çocuklarımız için öneriler derlediğim bir yazıda kendine yer bulmasa biraz ayıp olurdu. 

İlkokul çocukları, yaşları gereği henüz empati yeteneği pek gelişmemiş, dürtüsel ve tabii ki benciller. ‘R’ harflerini pek telaffuz edemeyen, kilosu normal kabul edilen sınırların biraz dışında, konuşma bütünlüğünde sıkıntı yaşayan, boyu çok uzun veya kısa, bedensel deformasyonları olan çocukları işaret edip ‘senin oran neden öyle?’ diye soracakları gibi; bu konularda lakaplar da takmaları olası. 

Zorbalanmaları için örnek olarak saydığım herhangi bir özelliği taşıyor olmalarına da gerek yok çocukların. Gayet normal olan isimlerini de diğer çocuklar herhangi başka şeylerin isimlerine benzeterek dalga geçebilir veya sadece sessiz olduğu ya da çok düzenli olduğu için bile onunla eğlenebilirler. Yani çocuğumuzun zorbalık karşısında hedef olup olmayacağını çocuğumuza bakarak anlamamız pek mümkün değil.

Çocuklarımızı başka çocuklara karşı duyarlı olmak yönünde bilinçlendirmeliyiz. Bunu yaparken ‘ne olursa olsun’ hatasına düşmemeliyiz. ‘Diğer çocuklarla ne olursa olsun iyi geçinmelisin, güler yüz göstermelisin, eşyalarını paylaşmalısın….’ yok bu sefer. Çocuklar kreşte değil.

İlkokula başlayarak gerçek hayatın ilk basamaklarına çıktılar artık. Başkalarının eşyalarına saygısı olmayan çocuklara eşyalarını vermemeyi de öğrenmeliler, kendisini işaret ederek gülen ve diğer çocuklara onu hedef gösteren çocuklara karşı üzülüp çekinmek yerine ‘Ne oldu çok komik olduğunu mu düşünüyorsun, havalı mı oldun sen şimdi? Hiç komik değil.’ diye işaret edip gülmeyi ve hedef değiştirmeyi de öğrenmeli.

Bazı günler eve mutsuz gelip ‘tokamı ona vermediğim için bugün hep başkaları ile oynadı’ veya ‘sırrımı başkasına söylemesine kızdığım için bana küstü’ gibi dertleri olabilecek. Ona öğretmeliyiz;

  • Bir eşyamızı vermediğimiz için küsecek olan biri, arkadaş kalmak için hep eşyalarımızı vermek zorunda kalacağımız biridir. Küsmesi iyi olmuş, öyle biri olduğunu görmüş oldun. Eğer ‘tamam al bunu barışalım’ diye vazgeçmezsen ve onun seninle kendiliğinden barışmasını beklersen; bir daha sana asla bir eşyanı vermediğin için küsmeyecek. Çünkü senin eşyalarını vermen için küsülecek biri olmadığını öğrenecek. Küssem de vermeyecek, boşuna küsmeyeyim diyecek.
  • Yakın arkadaşlarımız aramızda kalsın diye anlattıklarımızı başkalarına anlatmamalılar. Eğer biri senin ona söylediğin şeyi başkalarına anlatıyorsa, ‘senin sır saklayan bir arkadaş olmadığını öğrendim, artık sana sadece herkese anlatabildiğim şeylerimi anlatacağım’ de. Bu onu çok üzecek ve bir daha yapmamayı düşünecek. Ama sen yine de bir daha ona özel bir şeyini anlatma.
  • İsminle, boyunla, konuşmanla, yüzünle, elinle, kolunla, eşyaların, kıyafetlerin veya herhangi bir şeyinle dalga geçip sana gülen biri olursa anla ki o sana çok hayran olmuş. Seni çok havalı bulmuş. Okuldaki en havalı kişinin sen olduğunu anladığından; seni geçebilmesi için insanları sana güldürmesi gerektiğini zannetmiş. Çok yazık, senin harika biri olman onu çok kıskandırıp üzmüş. O iyi biri değil, onun dediklerine asla üzülme ve onu işaret edip ‘sen şimdi bana gülünce havalı mı oldun, havalı olduğunu zannetmiş, ay kıyamam havalı mısın, komik misin sen?’ diye gül ona. Öyle çok gül ki, ona bir daha gülme diye bir daha sana sataşamasın.
  • Ne olursa olsun, biri başka biri ile dalga geçerken asla kimseye gülme. Hatta git, dalga geçene de ki ‘keşke başkası ile dalga geçip komik olacağını zannetmeseydin, hiç komik değil. Ben seni çok akıllı sanmıştım’ . Başkasını koruduğunu gören kimse sana sataşmaz. ‘başkalarını bile koruyor, kendine laf söyletmez’ derler. Seni başkasını korurken görenler, seni de başkalarına karşı korurlar.

Benim araştırmalarım, deneyimlerim ve çabalarım bu şekilde. Okullar açılıp birinci sınıf öğrencisi annesi olmayı da deneyimlediğimde; birinci sınıf yolculuğumuzda bizi zorlayan şeyleri ve nasıl aştığımızı ve bu yolda yapacağım araştırmaları da paylaşacağım.

Siz bu yollardan geçtiniz mi? Nasıl bir hazırlık yaptınız, neler eklemek isterdiniz? Katıldığınız ve katılmadığınız noktalar nelerYorumlarda buluşalım. 

İlkokula başlayacak çocuk için uyku düzeni ne zaman değiştirilmeli?

Kesinlikle çocuk okula başlamadan. En az 1-2 hafta önce. Bez bırakma, meme bırakma, uyku düzeni, kardeşin gelişi, taşınma, okula başlama gibi olaylar çocuk için sancılı evrelerdir. Denk gelmesi halinde ‘okula başlıyor olduğum için bu başıma geldi’ diye düşünebilir ve okul kaygısı geliştirebilir. Eğer mümkünse çocuk henüz ‘birkaç ay sonra okula başlıyorsun’ gibi bir haberi bile almadan önce olması en iyisi olur.

İlkokula başlayacak çocuğun okul kaygısı nasıl azaltılabilir?

Mümkün mertebe taşınma, yatma düzeni, yeni kardeş, tuvalet alışkanlığı, beslenme düzeni, evdeki rutin gibi çocuk için hayatıyla ilgili büyük değişimler ile denk getirmemek önemli. Gideceği okulu okulun ilk günü ilk kez gezmesindense okullar açılmadan önce götürüp kantin ve tuvaletin yerini birlikte keşfetmek ve sınıfları gezmek onda daha tanıdık bir his bırakacaktır. Okul için alınacak olan eşyalarda ise bütçeniz sınırları içinde sunacağınız seçeneklerden kendi seçimlerini yaptırarak sürece dahil etmeniz, aldığı eşyaları kullanacağı günün gelmesini beklemek konusunda onda heyecan uyandırabilir.

Okuldaki tuvaletler alaturka, çocuğu nasıl alıştıracağız?

Evinde alaturka tuvalet bulunmayan ebeveynler, çocuklarını temizliğinden emin oldukları tesislerin alaturka tuvaletlerine götürerek alıştırma yapabilirler. Çocuğun alaturka tuvalet ile ilk kez okulda karşılaşıp hazırlıksız yakalanması okula alışma sürecinde talihsizlik olabilir. Okul açılmadan önce bu kaygıyı yenmek ve alaturka tuvaleti kullanmayı öğretmek onu rahatlatacaktır. Okul çantasına tuvalete giderken yanına alacağı; çapraz takılabilen kısa bir hijyen çantası hazırlamak ve üstünü ıslatma ihtimaline karşı yedek çamaşır koymak çocuğun özgüvenini artırır.

Okulda saç bitine karşı alınabilecek bitkisel önlemler nelerdir?

Bitlerin sevmediği lavanta yağını çocuğun saç tokalarına veya tişörtünün ensesine birkaç damla damlatmak doğal bir koruma sağlar. Ayrıca çocuklara arkadaşlarıyla şapka, bere, toka gibi kişisel eşyaları paylaşmaması gerektiği anlatılmalıdır.

Çocuğum okulda akran zorbalığına uğrarsa nasıl yönlendirmeliyim?

Çocuğa “ne olursa olsun herkesle iyi geçin” demek yerine sınır koymayı öğretmelisiniz. Eşyasını vermediğinde küsen arkadaşının peşinden gitmemesini, dalga geçenlere sertleşmeden veya sinirlenmeden sınır çizmeyi ve başkasıyla dalga geçildiğinde mağdur olanı koruyup ortamdaki zorbalığı etkisizleştirmeyi anlatabilirsiniz. İçeriğin ilgili kısmında daha detaylı anlattım.

Fikriniz ve deneyimlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin